SON DAKİKA

RICHARD VE ELIZABETH, LIZ ve DICK veya yalnızca TAYLOR ve BURTON FIRTINASI

Bu haber 12 Nisan 2018 - 16:02 'de eklendi ve 79 views kez görüntülendi.

Bu kez sizlere  20.yy da perdede belki de ilk kez gerçek olarak yaşanmış bir destansı aşk hikayesini anlatacağım. Benim neslin insanları o dönemde çocuktular;ama şimdi ebediyete ermiş ebeveynleri ya da hala hayatta olan 70 yaş ve üzeri sinemaseverler onların yaşadıkları bu fırtınalı ölümsüz aşka şahit olmuşlardır. Dünya sinemasının özellikle de Hollywood’un ençok kazanan ve kazandıran bu çiftinin takib edip anlamaya çalıştığım dünyalarını kalemim yettiğince sizlere aktarmaktan ve belki de 21.yy ın sıkıntılı gençliğine gerçek aşkın ne anlama geldiğini düşündürmüş olmaktan keyif alacağım. İsterseniz önce Elizabeth ve Richard’ın hiçbir zaman şimdilerdeki gibi fotomontaj olmayan güzelliklerinden ve onları gerçekten çekici kılan kişisel kimliklerinden söz ederek başlayalım. 

Liz gerçekte kocaman menekşe rengi gözleri dışında dikkat çeken bir özelliği olmayan çocukluk döneminde beyazperdeyle tanıştırıldı. Önceleri şarkı söylemesi istense de sesinin çok kötü cıkması üzerine tombul bacakları esmer tüylerle kaplı,kafası bedenine göre büyük, buna mukabil oldukça  küçük oval yüzünde dikkat çeken iri lacivert-mor gözleri ve siyah kıvırcık kirpikleriyle oldukça değişik bir çocuktu. 7 yaşındayken Shirley Temple’ın “Küçük Prenses”isimli filmini görür görmez aktrist olmaya karar verdi ve tüm renkli hayatı boyunca her zaman verdiği kararları uyguladı.İddialı ve ısrarcıydı. Sanat galerisi olan zengin ama alkolik babasının her iki mirası da hayatı boyunca onunla olmaya devam edecekti. Onun hayat hikayesi ve ailesi başlıbaşına bir roman konusu olduğundan fazla uzatmak istemiyorum.Asıl konu Richard ile olan ölümsüz aşkları!… Şimdi çok kısa da Richard’ın çocukluk ve gençlik öyküsünden söz edeyim: Elizabeth’in tersine Rich, Galli bir maden işçisinin 12.çocuğu olarak dünyaya gelen, çiçekbozuğu cildinden ve 1.70 boyundan hiçbir zaman mutlu olmamış,çevresindeki kadınları olağanüstü sesi,harika diksiyonu ve şairane konuşmasıyla her zaman etkilemiş olmasına rağmen kendini alkolle imtihan etmiş ve Liz’in aşkıyla ödüllendirilmiş olmakla beraber kavgası hiç bitmemiş maraz bir kişilikti. Üstelik hiçbir döneminde yaptığı işi benimsemedi. Aktörlüğü hep hafife aldı;ama o alay ettikçe ve insanları küçümsedikçe inanılmaz şekilde para kazandı,kazandıkça harcadı ama özellikle Liz’e…Okuldayken ezber yeteneği,hazırcevaplığı ve zekası İngilizce edebiyat öğretmeni Mr.Burton tarafından keşfedildi ve ona Shakespeare’nin tüm eserlerini yüksek sesle okutarak ezberleten o oldu.Richard’ın hayatı boyunca müteşekkir olduğu tek kişiydi belki de ve onun soyadını hayatı boyunca taşımaktan onur duyduğu tek kişi… Richard Burton’un muazzam oyun gücü ve olağanüstü yeteneğinin yanında  onu ayrılıklara,hatta ölüme sürükleyen çok önemli  zayıf noktası alkol ve sigara bağımlılığıydı.Bu iki düşmanı onun setlerde ve kadınlarla olan ilişkilerinde hırçın ve geçimsiz olmasını destekler gibiydi. Menekşe gözleri ilk kez gördüğü tarih 1953, Steward Granger ve Jean Simmonds’un evlerinde verdiği havuz başı partisiydi.Alkolün su gibi aktığı partide Liz bir şezlonga uzanmış dergi karıştırırken, Rich’in kadınlarla içki ve sigara eşliğinde  fingirdeştiği köşeye doğru sadece bir saniyelik bakış fırlattığında gözgöze geldikleri o anı daha sonra Elizabeth:”Küçüklüğümden beri kadere inanırım ve eğer bu doğruysa Richard kesinlikle benim kaderimdi!”şeklinde özetlemişti. O tarihlerde Burton ilk eşi ile evliydi üstelik…Lİz aynı film setini paylaşacakları açıklanan ve son derece olaylı, uzun süren aksiliklerle geçen Kleopatra filmine kadar bu çılgın,alkolik ve seks bağımlısı adamdan uzak durmayı başarmıştı ama 3. Eşi Eddie Fisher film setine kıskançlık kriziyle koşana kadar…

1960 ların Hollywood şaheseri Antonius ve Kleopatra filmi Panter kadın ve Galler’in aygırını ölene dek birbirilerine çivilemiş gibiydi. Setlere nadiren ayık gelen Burton sahnesinin çekimine bir türlü giremeyince Kleopatra çekime ara verdirip set arkası dinlenme odasında Burton’u kollarında teselli ederken gökyüzünde şimşekler çakmaya başlamıştı bile…Filmin öpüşme sahneleri kameraman kestik dese bile uzadıkça uzuyordu ve bu filmin sonu Antonius ve Kleopatra yı çoktan bitirmişti.Eddie Fisher’in bütün gayretlerine rağmen çift 1964’de evlendi.Evlenirken Elizabeth’in alyansı bir zamanlar İspanyol kraliçesine ait 33 karatlık Krupp pırlantasıydı.Elizabeth’in İkinci aşk gurubu mücevherlerdi.İlk kocası Hilton oteller zinciri veliahtı Nick Hilton’dan itibaren bütün kocaları ona pahalı mücevherler hediye etmişti ama hiçbirinin değeri Burton’un hediyeleri kadar pahalı ve özel seçilmiş olamadı. Belki de taşların enerjisiyle ayakta durabilmişti güzel ilahe,zira çocukluğundan başlayarak tüm genç kızlığı ve ileri yaşları defalarca ölümün eşiğinden döndüren ameliyatlar ve kazalarla geçti.Evet;Uzak Doğuluların taşlarla terapisi belki de Elizabeth’le değer kazandı kimbilir? Yaptığı üç zor doğumun ardından Richard’dan da çocuk sahibi olmayı çok isteyen Liz’in bu arzusu jinekolojik sorunlar yüzünden gerçekleşemedi ve ameliyat olmak zorunda kaldı.Bu ameliyat ve uzun süreli nekahat dönemi Elizabeth’i kıskançlık krizlerine ve kavgalara başlatmıştı ki; zaten Burton sanki içtikçe kadınlara daha çok saldırır oluyordu.Bu sıkıntılı dönem Liz’in 40. Yaş gününde Burton’un hediye ettiği İngiliz kraliçesi Mary’e ait La Peregrina incisi (1579’da Panama körfezinden çıkarılan)ile sona ermiş gibi görünse de 1974’de şiddetli geçimsizlik nedeniyle mahkemeye başvurdular. Burton bir film çekimi için Carlo Ponti’nin davetiyle İtalya’ya kaçar gibiydi ve Sophia Loren’le aşık bir çifti oynarken sanki Liz’i unutmuş  görünüyordu.Ne de olsa kadınları baştan çıkarma konusunda son derece ustaydı. Ancak bu ayrılık İtalya macerası biter bitmez Botswana’da sona erdi ve tekrar nikahlandılar. Büyük bir sansasyon olmuştu tüm basında ve magazin dünyasında bu egzotik ortamda kıyılan nikah sonrası balayı safarisi düzenlendi kuşkusuz ama bu fantezileri bile evliliklerinin uzun soluklu olmasını sağlayamadı 1 yılı tamamlayamadan tekrar birleşmemek üzere ayrıldılar ve her ikisi de birbirlerine inat gibi farklı insanlarla hayatlarını birleştirdiler. Şimdi değerli okuyucularım; sandığınız gibi bu kesin ayrılık asla yüreklerindeki yangını söndürmemişti. Richard yeni eşinin varlığına aldırmaksızın Liz’e aşk mektupları yazmaya ve hatta zaman zaman fazlaca alkollü olduğunda onu yanına çağırmaya da devam ediyordu.Liz de alkol ve uyuşturucu bağımlılığından ötürü defalarca klinikte yatarak tedavi görmeye devam ettiyse de onun baş edemediği tek bağımlılığı Rich’di ve ne onunla;ne de onsuz olabiliyordu bu hikaye…

Onların hikayesi 1960-70 hatta 80 li yılların başlarına kadar uzanan bir Hollywood efsanesi olması yanı sıra birlikte çevirdikleri filmlerle yaptıkları gişe sayesinde film sektörünün belkemiği mirasının yarısını oluşturdu diyebiliriz.1982 ‘de Liz’in 50.yaşgününde buluşmaları sonrasında İsviçre’ye giden Burton;Liz’in kendisine asla dönmeyeceğini anlayınca kendini daha çok içkiye ve sigaraya vermişti ki;ilerleyen karaciğer hasarı ve sonrasında ani gelişen beyin kanamasıyla 1984’de hayata veda etti.Olümünden 2 gün sonra Liz, onun postadan çıkan mektubuna kapanmış gözyaşlarına boğulmuştu. Mektupda: Artık eve dönmek istiyorum,seni çok SEVİYORUM ! yazıyordu. Mektup 23 Mart 2011  de Liz ileri solunum sıkıntısı ve kalp yetmezliğinden hayata gözlerini kaparken başucundan uçup gökyüzüne yükseldi. Şah Cihan’a Taç Mahal’i yaptıran Mümtaz hatununun kalp şeklindeki elması, menekşe gözleri 79 yaşına kadar koruyabilmişti.

Dr. Gülin ULUSAN
Dr. Gülin ULUSANgulinulusann@yahoo.com
1/11/1959 da Istanbul'da dünyaya geldi. Baba tarafından da,anne tarafından da eski Istanbullu doktor dedeleri olduğundan ve babası da 1947 Istanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olduğundan çocukluğundan itibaren doktorlar arasında büyüyerek,hekim olmayı hayal ederek büyüdü. Yalnız anne tarafından dedesiyle kardeş çocuğu olan İstanbul Edebiyat Fakültesi-Divan Edebiyatı Hocalarından Prof.Dr.Ali Nihat Tarlan'dan etkilenerek orta-lise yıllarında şiir ve kompozisyona merak saldı. Liseler arası Kompozisyon yarışmalarında ödüller aldı. Türkiye'nin siyasi açıdan en karışık dönemlerinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girdiğinde henüz 16 yaşını yeni bitirmişti.1980 lere kadar devam eden karışık süreç his dünyasında derin yaralar açtı.Zorunlu Hizmet kanunu çıktığında İngiltere'de stajlarının bir bölümünü yapmaktaydı. Mezuniyet diploması için yurda döndü ve ihtisas öncesi 4 yıl zorunlu hizmet yaptı.Sonrasında İstanbul Üniversitesi Kardioloji Enstitüsü ve CTF.de İç Hastalıkları ve Kardioloji Eğitimi aldıktan sonra özel hastane sektöründe uzun süre çalıştı.Bu arada Uzak Doğu geleneksel tıbbına ilgi duyarak İsviçre'de Ayurveda kursu aldı.Halen doğal ve sağlıklı beslenme yöntemleri üzerinde mutfak teknikleri çalışmaktadır.Ayrıca kitap okumak,tarih araştırmak ve sinema sanatı,görsel sanatlar hobileri olduğundan yazmak ve paylaşmak severek keyifle yaptığı hobiler arasındadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.