SON DAKİKA

Yalın Haber, Doğru Dürüst, Tarafsız, 5kitahaber Sitesi
Mehmet Tanju AKAD

TÜRK YUNAN DOSTLUĞU NE ZAMAN SAMİMİ OLUR

TÜRK YUNAN DOSTLUĞU NE ZAMAN SAMİMİ OLUR
Bu haber 25 Mayıs 2017 - 23:27 'de eklendi ve 406 kez görüntülendi.

Bizans ve Osmanlı dünyalarında, Türkler ve Yunanlılar birbirlerine çok benzeyen iki halk haline gelmiş, hatta kimi zaman tekleşmişti. Çoğunun günlük hayatı hala yakındır. Zaten bin yıldan fazla birlikte yaşadılar ve karıştılar. Şayet din farkı olmasaydı (keşke olmasaydı) iki halkın birleşerek tek bir halk olması neredeyse kaçınılmazdı. O zaman gerçekten her iki ülkedekinden daha kaliteli hayata sahip, büyük bir güç olabilirdik diye düşündüğüm olmuştur. Bu, diğer halkların da kaderini iyi yönde değiştirirdi. (Ayrıntılarını hayal gücünüzle sürdürebilirsiniz.)
…..
Selçukluların Anadolu’ya girmesinden çok önce Bizans’in profesyonel ordusundaki 5 alaydan ikisi Türk idi ve birisi “Turkopoli” diye anılırdı. Türkler bürokrasinin içinde de yer alıyordu. Gerisini düşünün. Önemi olan bir şey değil ama bugün hemen her Yunanlıda biraz Türk kanı vardır. Bizde de sanılandan çok fazla kişide Rum kanı vardır. (Ulus olmanın kanla alakası yoktur, bu tamamen kültürel bir şeydir). Osman ve Orhan’ın en yakın yoldaşlarının bir kısmı da Rum idi. Bunlar Müslüman olup Rumeli’nin büyük akıncı ailelerini oluşturdular. Bizim kültürümüzü benimsediler. Bizden oldular. İnsanlar, aileler, gelenekler karıştı, sonra bir kısmı gene ayrıştı.
…..
Bundan iki yüz yıl öncesine kadar bir kısım Yunanlılar kendilerini Osmanlıların mirasçısı olarak görüyorlardı. Ne var ki bağımsızlık savaşına Mora’da 40.000 sivil Türkü katlederek başladılar. Mukabele olarak Sakız Adası’nda birkaç bin kişi ve liderlik yapan bazı din adamları öldürüldü, kan davası tazelendi. Esasen, 1453’ten başlayarak bağımsızlığa kadar 380 küsur yıllık esaret dedikleri şeyi unutturmayan papazları liderlik ediyordu isyanlarına. Efsun askerlerinin eteklerine her esaret yılı için bir pile vardır. Sonra Megalo idea’yı ortaya attılar. Bundaki hedeflerin hangisini elde ettilerse bizim, hangilerini edemedilerse de onların kalbinde kanayan birer yara olarak kaldı.
…..
Şimdi genç nesillerin bu tarihi yaralardan kurtulmaları gerekir. Bizim yaşlı nesilde, Yunanlılara karşı her ne kadar sempati duysak bile, onların herhangi bir ters hareketinde hemen aklımıza Kıbrıs’ta katledilen Türkler, Anadolu’daki işgal sırasında camilere doldurularak yakılan insanlarımız gelir. Onların aklına da 6-7 Eylül rezaleti geliyordur muhtemelen. Dostluk konusundaki en önemli engellerden biri Kıbrıs konusudur. Patrikhane meselesi de bize Megalo idea’yı hatırlatır. Kıbrıs nedeniyle Asla ve PKK’yı desteklemeleri ve Ege’deki iddiaları kolay unutulacak şeyler değildir. Kıbrıs savaşı ertesinde Yunan subayların Lübnan’a gelip dolaylı savaş için inceleme yaptıklarını zaten asla unutmamalıyız.
…..
Batı dünyasının Yunanlılara desteği, onların kopuşunu hızlandırmıştır. Bu destek süreklidir. Bir nedeni Hıristiyanlık, diğer nedeni batı uygarlığının eski Yunan düşüncesine dayandığı inancıdır. Bilim ve felsefe terimleri Yunancadır. Demokrasi, felsefe, atom, diyalektik, politika, etik, fizik, kozmos hepsi, daha binlerce başka terim gibi Yunancadır. Yani, dünya Yunanca düşünür. İki bin yıl önce de Anadolu’da her gece yüzlerce tiyatroda trajediler ve komediler oynanırdı. Bu gelenek canlansaydı, nerede olacağımızı bir an düşünün.
…..
Fransızlar ve Almanlar dost olmadan önce yüzlerce yıl savaştılar ama bir yandan da Hugenotların göçü başta olmak üzere karışmaya devam ettiler. Finali 70 yılda üç muazzam savaşla yaptılar. Muhtemelen, biz de Yunanlılarla aramızdaki sorunları bir gün çözeceğiz. Ama henüz kapanmayan yaralar, görülecek hesaplar var. En başta batının müdahalesinin sona ermesi gerekir ki, görünen gelecekte bu çok zor. Ve tabii, Türkiye’ye zorlanan Vahabbi İslamcılığı ve diğer kurun-u vustai cereyanlar karşıtlığı kökleştiriyor. Antikitenin doğu-batı karşıtlığı tam azalıyor derken, gene keskinleştiriliyor. Ama çok garip biçimler alan bir ortak temel de var. İstanbul’da, 20. yy başındaki bir Müslüman evindeki haremlik-selamlık sisteminin ve kadın erkek ilişkilerinin, MÖ. 5. yy’daki putperest Atina’daki günlük hayatla neredeyse birebir aynı olduğunu biliyor muydunuz. O sistemi Yunanlılar çoktan terk etmişken aramızdan bazılarının tekrar alıyor olması hayatın ne garip bir tecellisi. Ayrıca şunu unutmayalım. Helen kültürünün geçmişte tüm Batı Asya’da ve özellikle Araplar üzerinde büyük etkileri olmuştu. Bu kültürün en kötü yanları doğduğu yerde yok olurken, dönüp dolaşıp Araplar eliyle şimdi bize uzatılıyor. Bu nedenle, burada hayat hızla değişir, sonra gene değişir. Ahali farklı şablonlara hızla geçer. Artık nasıl yorumlarsanız…

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
Yandex.Metrica
bostancı escortkurtköy escortkadıköy escortankara escortankara escort bayanşirinevler escortbeylikdüzü escortkocaeli escortavcılar escortankara escort
Freelance Web Tasarim